Aydın Muris Muvazaasından Kaynaklanan Tazminat Davası

MURİS MUVAZAASI / Taraflar arasında muvazaalı olarak yaptıkları görünürdeki işlemden farklı ve asıl amaçları olarak mirastan mal kaçırma amacı var olmalıdır. Tarafların mirastan mal kaçırma amacını gerçekleştirmek üzere görünürdeki işlemi yaparken, üçüncü kişileri aldatma iradeleri ve muvazaalı işlem yapma hususunda ortak iradeleri bulunmalıdır.

  • Muris muvazaasında çoğunlukla görünürdeki işlem satış ilişkisi, gizli işlem ise bağışlama ilişkisi olduğundan ve gizli işlem olan bağışlama sözleşmesinin kanunda aranan şekil şartına uygun olarak yapılmamasından dolayı gizli işlem de geçersiz kabul edilecektir.

Muris muvazaasında görünürdeki işlemden farklı olarak gizli işlem yapan tarafların iradesi nasıl tespit edilebilir?

Muris muvazaasına ilişkin hususlar Yargıtay içtihatları ile şekillenmiştir ve yerleşmiş Yargıtay içtihatlarına göre, tarafların muris muvazaası yapma hususundaki asıl iradesinin tespit edilebilmesi için bazı kıstaslar getirilmiştir. Buna göre, somut olayın muris muvazaasına dayalı olup olmadığının tespiti için mahkeme tarafından miras bırakanın karşı taraf ile sözleşme yapmakta haklı bir sebebi olup olmadığına, karşı tarafın ekonomik olarak ilgili taşınmazı alım gücü olup olmadığına, ilgili taşınmazın satıldığı değer ile gerçek değeri arasındaki farka bakılır ve buna göre yapılan işlemin muvazaaya dayalı olup olmadığı tespit edilir.

Yargıtay’ın muris muvazaasında görünürdeki işlemden farklı olarak gizli işlem yapan tarafların iradesini belirleme kıstası ilgili Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 14.02.2018 T. 2015/6238 E. 2018/935 K. sayılı ilamında,

Muvazaaya dayalı uyuşmazlıkların sağlıklı, adil ve doğru bir çözüme ulaştırılabilmesi, davalıya yapılan temlikin gerçek yönünün diğer bir söyleyişle miras bırakanın asıl irade ve amacının duraksamaya yer bırakmayacak biçimde ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Bir iç sorun olan ve gizlenen gerçek irade ve amacın tespiti ve aydınlığa kavuşturulması genellikle zor olduğundan bu yöndeki delillerin eksiksiz toplanılması yanında birlikte ve doğru şekilde değerlendirilmesi de büyük önem taşımaktadır. Bunun içinde ülke ve yörenin gelenek ve görenekleri, toplumsal eğilimleri, olayların olağan akışı, miras bırakanın sözleşmeyi yapmakta haklı ve makul bir nedeninin bulunup bulunmadığı, davalı yanın alış gücünün olup olmadığı, satış bedeli ile sözleşme tarihindeki gerçek değer arasındaki fark, taraflar ile miras bırakan arasındaki kişisel ilişki gibi olgulardan yararlanılmasında zorunluluk vardır.” şeklinde belirtilmiştir.

 

 

Muris muvazaası sebebiyle miras hakkı zedelenen hangi kişiler dava açarak geçersizliği ileri sürebilir?

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 17.10.2019 T. 2016/8375 E. 2019/5325 K. sayılı ilamına göre, muris muvazaası sebebiyle mirastan pay alma hakkı zarar gören tüm mirasçılar yapılan muvazaalı işlemin geçersizliğini ileri sürerek bunun tespitini ve tapu kaydının iptal edilme taleplerini ileri sürebilirler.

Yerleşmiş Yargıtay İçtihatlarında ve 01.04.1974 tarih 1/2 Sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında açıklandığı üzere, görünürdeki sözleşme tarafların gerçek iradelerine uymadığından, gizli bağış sözleşmesi de Türk Medeni Kanununun 706, Türk Borçlar Kanununun 237 ve Tapu Kanununun 26. maddelerinde öngörülen şekil koşullarından yoksun bulunduğundan, saklı pay sahibi olsun veya olmasın miras hakkı çiğnenen tüm mirasçılar dava açarak resmi sözleşmenin muvazaa nedeni ile geçersizliğinin tespitini ve buna dayanılarak oluşturulan tapu kaydının iptalini isteyebilirler.”

Aydın Muris Muvazaasından Kaynaklanan Tazminat Davası

Muris muvazaası sebebine dayalı olarak tazminat talebiyle hangi dava açılmalıdır?

Muris muvazaası sebebine dayalı olarak tazminat talep ediliyorsa, söz konusu davada taşınmazın dava tarihindeki değeri mahkeme ve bilirkişiler aracılığıyla tespit edilebileceğinden dava açılırken davanın değeri belirlenemeyebilecektir bu sebeple muris muvazaasına dayalı tazminat talebine ilişkin dava belirsiz alacak davası olarak açılmalıdır.

Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 08.01.2020 T. 2019/4755 E. 2020/80 K. sayılı ilamına göre,

MAHKEMESİ : ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ

DAVA TÜRÜ : BEDEL

“Somut olayda, davacı taraf, dava dilekçesinde, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 107. maddesinde düzenlenen belirsiz alacak davası olduğunu belirtmek suretiyle eldeki davayı açmıştır. Dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinin mahkemece yapılacak keşif sonucu alınacak bilirkişi raporuna bağlı olmakla dava değerinin tam ve kesin olarak davacı tarafından belirlenmesi mümkün bulunmadığından davanın belirsiz alacak olarak açılması HMK 107. maddesine uygun düşmektedir. Bu nedenle belirsiz alacak davasında davacının talebini arttırmasına ilişkin dilekçesi ıslah niteliğinde olmayıp dava değerinin belirlenmesine yönelik olup eksik harcın tamamlandığı da dosya kapsamıyla sabittir. Hal böyle olunca, dava konusu taşınmazın dava tarihindeki değerinden davacıların miras paylarına isabet eden değer üzerinden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.”

 


Yargıtay Hukuk Genel Kurulu

 2017/1251 E.

2020/673 K.

23.09.2020 T.

MAHKEMESİ : Asliye Hukuk Mahkemesi

“…Tüm bunlar dışında uyuşmazlığın çözümü için davalıya satış suretiyle yapılan temlikin diğer mirasçılardan mal kaçırma amaçlı ve muvazaalı olduğu iddiasının kanıtlanıp kanıtlanamadığı hususunun da açıklığa kavuşturulması gerekmektedir. 27. 1.4.1974 gün ve 1/2 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, miras bırakanın tapulu taşınmazlarının temliklerinde yaptığı muvazaalı işlemlere ilişkin olup, muris muvazaasını öteki nispi muvazaalardan ayıran unsur, mirasçıları aldatmak amacıyla yapılmasıdır. Daha açık bir anlatımla, bu muvazaa türünde miras bırakan, mirasçısını miras hakkından yoksun bırakmak amacıyla, gerçekte bağışlamak istediği tapuda kayıtlı taşınmaz malı hakkında tapu memuru önünde iradesini satış veya ölünceye kadar bakma akdi şeklinde açıklamaktadır.

Somut olaya gelindiğinde; 1900 doğumlu olan muris … 12.03.1981 tarihinde ölmüş olup, geride ilk eşi Mustafa’dan olma kızları davacılar … ve … ile 12.11.2003 tarihinde ölen oğlu Ramazan Gülcüoğlu ve ikinci eşi Halil’den olma oğlu … mirasçı olarak kalmışladır. Eldeki dava ilk eşinden olma kızları tarafından açılmıştır. Dava konusu 6 parsel sayılı taşınmaz ise murisin ikinci eşi …’nin zilyet ve tasarrufunda iken onun ölümü nedeniyle 12/36 payı … adına, kalan paylar da çocukları adına tespit edilmiştir. Yapılan bu kadastro tespitine itiraz edilmiş ise de Antalya Tapulama Mahkemesince itiraz reddedilmiş ve taşınmaz tespit tutanağında gösterilen paylarla tescil edilmiştir. Miras bırakan bu şekilde adına tescil edilen 12/36 payını, 25.10.1971 tarihinde ikinci eşi Halil’den olma oğlu (davalı) …’ye satış suretiyle devretmiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davalının 20.07.2010 tarihli beyanı ile yapılan temlikin bedelsiz olduğu açıktır. Davacı tanık beyanlarından ise miras bırakanın kendisine ait evde oturduğu, bakımıyla sadece davalı oğlu Ali’nin değil ilk eşinden olma oğlu Ramazan’ın da ilgilendiği, hatta ileri yaşta kalp hastası olan murisi oğlu Ramazan’ın kendi evine götürerek orada baktığı ve en sonunda onun yanında vefat ettiği anlaşılmaktadır. Dosya kapsamına göre miras bırakanın dava konusu taşınmaz dışında çok sayıdaki başka taşınmazda da payı bulunmaktadır. Kendi evinde oturan ve başka taşınmazları olan murisin, yaşının ilerlediği bir dönemde taşınmaz satmasını gerektirir nitelikte büyük bir ihtiyaç ya da haklı bir nedenin bulunduğu ileri sürülüp kanıtlanmamıştır. Tüm bu olgularla birlikte, davacı kızların erken yaşta evlenip evden ayrıldıkları, aynı köyde oturan murisle davalı oğlunun ise daha yakın bir ilişki içinde oldukları, dava konusu taşınmaz payının da murise davalının babası olan ikinci eşinden kaldığı ve murisin sağlığında dahi davalı tarafından kullanıldığı hususları bir arada değerlendirildiğinde; miras bırakanın daha çok paylaşımda bulunduğu davalı oğlunu üstün tutarak, diğer mirasçılarından mal kaçırmak kastıyla taşınmazdaki payını bedelsiz ve muvazaalı olarak davalıya devrettiğini göstermektedir.”

Aydın Muris Muvazaasından Kaynaklanan Tazminat Davası

Stajyer Av. DERYA MERİÇ

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere asalhukukdanismanlik@gmail.com adresine gönderebilirler.