Menfi Tespit Davası Ve Detayları

Menfi Tespit Davası Ve Detayları

Menfi Tespit Davası Ve Detayları
Menfi Tespit Davası Ve Detayları

• Alacaklı henüz takibe geçmeden borçlunun borçlu olup olmadığının tespitinde korunmaya değer bir yararı bulunabilir.
Bu tür bir yararın bulunması halinde borçlu, borçlu olmadığının tespiti için dava açabilir. Borçlu, takipten önce veya sonra menfi tespit davası açabilir. Ancak borçlu, borcunu icra dairesine ödedikten sonra artık menfi tespit davası açamaz. Bundan sonra borçlunun aslında borcu olmadığı halde ödediği paranın geri alınması için bir dava açması söz konusu olur ki, bu dava istirdat davasıdır.
• Alacaklı takip içinde itirazın iptali davası açmış ve bu davayı kazanmışsa artık borçlunun aynı alacak hakkında ve aynı taraflar arasında menfi tespit veya istirdat davası açması kesin hüküm nedeniyle mümkün değildir.
• Menfi Tespit Davası Menfi tespit davası borçlunun borcu henüz ödemeden önce borçlu bulunmadığının tespiti için açabileceği bir davadır. Borçlu açtığı bu davayı kazanırsa, takip iptal edilir ve borcu ödemekten kurtulur. Borçlu takipten önce veya takipten sonra bir menfi tespit davası açarak borçlu olmadığının tespitini isteyebilir. Borçlu, alacaklı tarafından bir takip yapılmadan önce menfi tespit davası açabileceği gibi, takipten sonra da açabilir. Ancak her ikisinin takip bakımından doğuracağı sonuçlar farklıdır.
Menfi Tespit Davası

A. Menfi Tespit Davasının Açılma Zamanı ve Bunun Önemi

1. Takipten Önce Davanın Açılması Borçlu takipten önce bir menfi tespit davası açabilir. Bunun için borçlunun borcu olmadığının hemen tespitinde korunmaya değer bir yararın olması gerekir. Ancak takipten önce açılan menfi tespit davası, takip yapılmasına engel olmadığı gibi, başlayan takibi de kendiliğinden durdurmaz. Borçlu, alacağın %15’inden az olmayan bir teminat yatırarak, icra takibinin durdurulması için mahkemeden ihtiyati tedbir isteyebilir.
MADDE 72/II – İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir.
Bu karar, alacaklının takip yapmasına engel olmaz; ancak başlatılan takibin olduğu yerde durmasını ve ilerlemesini engeller.
2. Takipten Sonra Davanın Açılması Borçlu takipten sonra da borçlu olmadığının tespiti için bir menfi tespit davası açabilir. Bu davada da borçlunun hukuki yararının olması gerekir. Bu tespit davasında, takipten önce olduğu gibi teminat yatırılıp ihtiyati tedbir kararı alınarak takibin durması sağlanamaz. Ancak alacağın %15’inden az olmayan bir teminat yatırılıp ihtiyati tedbir kararıyla, takip sonunda icra veznesine giren paranın alacaklıya ödenmemesi sağlanabilir.
Bunun dışında kural olarak ihtiyati tedbirle hacze veya satışa engel olmak mümkün değildir. Uygulamada, bu hükümden hareketle, henüz haciz yapılmamış veya haciz yapılıp satış yapılmamışsa, borçlu borç miktarını (faizi ve giderlerle birlikte) depo edip ayrıca % 15’ten az olmayan bir teminatı yatırarak mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla takibin durmasını talep etmektedir. Mahkemenin ihtiyati tedbir kararı vermesi durumunda haciz yapılmasına engel olunmakta, teminat karşılığında, davanın sonuna kadar para alacaklıya ödenmemektedir.

MADDE 72/III – İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez.

Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini isteyebilir. Eğer menfi tespit davası sahtelik iddiasına dayalı olarak açılıyorsa, HMK m. 209’un özellikle birinci fıkrasının dikkate alınması gerekir. Sahteliği iddia olunan senede dayanarak yürütülen işlemler de durur. Dolayısı ile bu senede dayanarak başlatılan icra takibi de durur. Bu hüküm emredicidir. Yazı veya imza inkârının sonucu
MADDE 209- (1) Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2) Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3) Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir.
B. Menfi Tespit Davasında Yargılama Usulü Menfi tespit davası borçlu tarafından alacaklıya karşı açılacaktır. Bu davanın borcun alacaklıya ödenmesine kadar açılması gerekir. Şayet menfi tespit davası görülürken ihtiyati tedbir kararı alınmamış olduğundan takibe devam edilip alacaklıya ödeme yapılmışsa bu durumda mahkeme herhangi bir talebe gerek kalmadan davaya istirdat davası olarak devam eder.
Menfi tespit davasında görevli mahkeme, HMK m. 2 gereğince, kural olarak asliye hukuk mahkemesidir. Yetkili mahkeme; genel hükümler saklı kalmak kaydı ile davalının yerleşim yeri mahkemesi veya takibe başlandıktan sonra menfi tespit davası açılmışsa takibin yapıldığı icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesidir (m. 72/VIII). Dava dilekçesi genel hükümlere göre düzenlenir. Ancak bunun yanından tazminat ve ihtiyati tedbir de isteniyorsa bu konuda da gerekli açıklamaları yapılmalıdır. Harçlar davacının borçlu olmadığını ileri sürdüğü miktar üzerinden hesaplanır.

C. Menfi Tespit Davasının Sonuçları

1. Davanın Kabulü Davanın kabulü halinde, yani borçlu lehine sonuçlanması ile takip derhal durur ve hüküm kesinleştikten sonra da takip iptal edilir. Davanın sonuçlanmasından önce, borçlunun mallar haczedilmişse bu haciz kalkar; mallar satılmışsa satış bedeli borçluya ödenir. Bu dava ile borçlunun borcu olmadığı kesin hükümle tespit edilmiş olur. Daha önce borçlu aleyhine itirazın kaldırılması aşamasında hükmedilen tazminat ve para cezaları da kalkar (m. 68/VII, 68a/VIII) Borçluyu menfi tespit davası açmaya zorlayan takibinde haksız ve kötü niyetli görülen alacaklı, borçlunun talebi ile %20’den az olmayan bir tazminata mahkum edilir.
2. Davanın Reddi Davanın reddi yani alacaklı lehine sonuçlanması halinde, borcun varlığı kesin hükümle tespit edilmiş olur. Daha önce, borçlu lehine ihtiyati tedbir kararı verilmişse bu kararla ihtiyati tedbir kalkar ve alacaklı takibe devam eder. Daha önce itirazın kaldırılması aşamasında, borçlu aleyhine hükmedilip menfi tespit davası sonuna ertelenen tazminat ve para cezaları da tahsil edilir (m. 68/VII, 68a/VIII). Davanın alacaklının lehine sonuçlanmasıyla ihtiyati tedbir dolayısı ile alacağını geç almış olmasından dolayı, alacaklının talebine gerek olmaksızın, borçlu mahkeme tarafından re’sen %20’den az olmayan bir tazminata mahkum edilir.