Miras Avukatı – Muhdesatın Aidiyeti Davası Nedir

Muhdesatın Aidiyeti Davası Nedir?

Ortaklığın Giderilmesi Davası (İzale-i Şuyu)

Ortaklığın giderilmesi davası genellikle kişilere kalan mirasın paylaşılması ile ilgili açılan bir davadır. Kişiler, diğer mirasçılarla birlikte kendilerine de miras kalan ev, arsa, tarla gibi gayrimenkullerin veyahut taşınır malların bazen satılarak bazen de ayrı ayrı tapulara bölünerek paylaşılmasını talep etmektedirler.

Bu talepleri doğrultusunda açılması gereken dava Miras Paylaşımı (izale-i şüyu)’dır.

Miras Paylaşımı açılarak mahkemeden, müvekkilin talebi doğrultusunda, malların satışı isteniyorsa satış, malların paylaştırılması talep ediliyorsa aynen taksim talep edilir.

Daha sonra mahkemeden bilirkişi tayini istenir ve bilirkişi tarafından taşınmazın aynen taksime uygun olup olmadığı tespit edilir.

Muhdesatın Aidiyeti Davası Nedir?

Muhdesat; kelime anlamı itibarıyla sonradan yapılmış, sonradan meydana gelmiş şeyler anlamına gelmektedir. Hukuk terminolojisinde ise mülkiyeti bir başkasına ait bir arazi üzerinde bulunan bina türü yapılar ile ağaç, bağ gibi bitkilere muhdesat denir. Muhdesat, tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilir.

Ortaklığın giderilmesi veya kamulaştırma davası görülürken davaya konu olan taşınmaz üzerinde bulunan yapının taşınmaz sahibine değil, kendisine ait olduğunu iddia eden kişi tarafından açılan dava ise muhdesatın aidiyetinin tespiti davasıdır. Dava ile yapı sahibi olduğuna dair tespitine karar verilmesini talep edecektir.
Miras ile ilgili davalarda tecrübeli, miras davası işleyişini iyi bilen ve yargı kararlarına hâkim bir miras avukatı sayesinde, bu davalar uzun yıllar sürmemekte, daha hızlı sonuç alınabilmektedir.

22.12.1995 tarihli ve 1/3 Sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da vurgulandığı üzere, Eşya Hukukunda “muhdesat” kavramından bir arazi üzerindeki arz malikinden başkasına veya bir paydaşa ait yapı ve tesisler ile bağ ve bahçe şeklinde dikilen ağaçları anlamak gerekir. Bir kişi lehine muhdesatın tespitine ve bunun kütüğün beyanlar hanesine yazılmasına 3402 Sayılı Kadastro Kanunu’nun 19/2 maddesi olanak sağlamaktadır.

Gerçekten, anılan hüküm uyarınca, “… Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir. (Aynı yönde Y.14.HD T. 28.6.2011 E. 2011/5247 K. 2011/8476).

Eşya hukuku bakımından ise muhdesat, bir taşınmaz üzerinde geçici olmayacak şekilde oluşturulmuş bütünleyici parça niteliğinde yapı ya da dikilen fidan olarak tanımlanabilir. Bu tanım muhdesatla ilgili Kadastro Kanunu’nun 19’uncu maddesinin ikinci fıkrasındaki hükümden yola çıkılarak yapıldığı söylenebilir.

Şöyle ki anılan hükümde “Taşınmaz mal üzerinde malikinden başka bir kimseye veya paydaşlarından birine ait muhdesat mevcut ise bunun sahibi, cinsi, ihdas tarihi ve iktisap sebebi belirtilerek tutanağın ve kütüğün beyanlar hanesinde gösterilir.” denilerek muhdesatın taşınmaz malikine değil de muhdesatı oluşturan kişiye ait olacağı kanısı uyandırılmıştır.

Hatta bu konuda Yargıtay bazı kararlarında, daha da ileri giderek, Kadastro Kanunu’nun ilgili hükmü gereği tapu kütüğünün beyanlar hanesinde gösterilen kayıtla muhdesatın; arzın mülkiyetine tabi olmayacağı, asıl eşyanın malikinden başkasına ait olabileceği, tapudaki bu kayıtla, bu kişiye ayni bir hak sağlanacağı sonuçlarına varmıştır: “…

Uygulamada kısa olarak “muhtesat şerhi” olarak bilinen bu şerh, mahkemece doğru olarak saptandığı üzere hak sahibi kişinin durumunu üçüncü kişilere duyurur. Ancak, bu tür bir şerh Türk Medeni Kanunu’nun 684. maddesine sınırlama getirerek muhtesat konusu ile arazinin bütünleşmesine engel olur. …” (Y. 14. HD. T. 5.4.2007 E. 2007/2759 K. 2007/3688) (Aynı yönde Y. 12.HD. T. 5.12.2018 E. 2018/9715 K. 2018/12891). Yargıtay, bir kararında plastik ve cam seraların muhdesat niteliğinde olduğuna kanaat getirmiştir (Y. 5. HD. T. 17.12.2018 E. 2017/10147 K. 2018/25019). Mevcut bir yapı üzerinde meydana getirilen yapının, örneğin tek katlı evin üzerine inşa edilen ikinci katın da muhdesat olarak nitelendirilmesi mümkün olabilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası asliye hukuk mahkemesinde açılacaktır. Yer yönünden yetkili mahkeme ise taşınmazın bulunduğu yerdir. Kısaca dava, taşınmazın bulunduğu yerdeki asliye hukuk mahkemesinde açılacaktır.

Kime Karşı Açılır?

Taşınmazın üzerinde bulunan yapıya dair açılan bir dava olduğundan dava, tapu kaydındaki maliklerin tamamına karşı açılmalıdır. Maliklerden ölen var ise dava mirasçılarına yöneltilmelidir. Eğer tapu kaydındaki maliklere karşı dava açılmaz veya eksik kimseler var ise taraf teşkili sağlanmadığı yönünde karar verilecektir.

Muhdesatın Aidiyeti Davası Ortaklığın Giderilmesi

Ortaklığın giderilmesi, diğer adıyla izale-i şuyu davası, tarafların taşınmaz üzerindeki ortaklığın aynen taksim veya satış yoluyla giderilmesi yönünde karar verilmesini talep ettiği davadır. Muhdesatın aidiyetinin tespiti davası ile birlikte görülmemektedir.
Ortaklığın giderilmesi davası esnasında taşınmazın maliklerinden birisi taşınmaz üzerinde muhdesat (bütünleyici parça) iddiasında bulunur ise öncelikle mahkeme diğer taşınmaz maliklerinin iddiayı kabul edip etmedikleri sorulacaktır. Eğer iddia kabul edilmiyor ve kendilerinin olduğunu iddia ediyor ise iddia eden tarafa muhdesatın aidiyetinin tespiti davası açması adına süre verecektir. Dava açılması halinde, bekletici mesele yapacaktır.

Muhdesatın Aidiyeti Dava Dilekçesi

Dava dilekçesi, davanın en önemli belgesidir. Bu nedenle iyi bir şekilde hazırlanmalı, dava açma nedenleri, vakıalar, deliller sırayla ve açıkça bildirilmelidir. Hukuk Muhakemeleri Kanunu’na uygun olmayan ve eksik delille dava dilekçesi hazırlanması halinde davacı geri dönülmez hak ya da hukuki kayba uğrayacaktır. Kayıp yaşanmaması adına mutlaka bir avukat tarafından hazırlanmalı, davaya hazırlık hukuki bilgi ve tecrübe sahibi bir avukat tarafından gerçekleştirilmektedir.

Muhdesatın aidiyetinin tespiti davasında hazırlanan dava dilekçesi de her durum ve davaya göre değişkenlik göstermektedir. Sabit, internette yer alan maktu dilekçeler yeterli olamayabilmekte ve hukuki kayıplara neden olabilmektedir. Her durum ve delile göre dilekçe yazımı da farklılık göstereceğinden mutlaka bir avukat aracılığıyla dilekçe düzenlenmelidir.

Miras Avukatı – Muhdesatın Aidiyeti Davası Nedir