Ana SayfaDANIŞTAY KARARLARITransfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı

Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı

Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç Dağıtımı

Danıştay 9. Daire Kararı E. 2016/3318 – Transfer Fiyatlandırması Yoluyla Örtülü Kazanç

T.C.

DANIŞTAY

Dokuzuncu Daire

Esas No : 2016/3318

Karar No : 2017/6678

Özeti: Davacı şirket tarafından yönetim kurulu başkan ve üyelerine yapılan ödemelerin ücret ödemesi olmadığına ilişkin

somut bir tespit bulunmadığından eksik incelemeyle varsayıma dayalı cezalı tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmadığı hakkında.

Temyiz İsteminde Bulunan: … Dış Ticaret ve Elektromekanik Sanayi A.Ş.

Vekili : Av. …

Karşı Taraf : İzmir Vergi Dairesi Başkanlığı

İstemin Özeti: Davacı adına, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıttığından

bahisle düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak 2007/Aralık dönemi için re’sen tarh edilen gelir (stopaj) vergisi ile

kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle açılan davayı reddeden İzmir 1. Vergi Mahkemesi’nin

20/06/2013 tarih ve E:2012/1661, K:2013/907 sayılı kararının; dilekçede ileri sürülen sebeplerle bozulması istenilmektedir.

Cevabın Özeti: Cevap verilmemiştir.

Tetkik Hakimi G. Yelda Ayazma’nın Düşüncesi :

Davacı şirketin yaptığı ödemelerin ücret ödemesi olmadığına ilişkin somut bir tespit bulunmadığından

eksik incelemeyle varsayıma dayanılarak davacı adına yapılan cezalı tarhiyatta ve vergi mahkemesi kararında

hukuka uyarlık bulunmadığından kararın bozulması gerekeceği düşünülmektedir.

TÜRK MİLLETİ ADINA

Hüküm veren Danıştay Dokuzuncu Dairesince işin gereği görüşüldü:

Uyuşmazlıkta, davacı adına, transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü kazanç dağıttığından

bahisle düzenlenen inceleme raporuna dayanılarak 2007/Aralık dönemi için re’sen tarh edilen gelir

(stopaj) vergisi ile kesilen vergi ziyaı cezasının kaldırılması istemiyle

açılan davayı reddeden Vergi Mahkemesi kararının dilekçede ileri sürülen nedenlerle bozulması istenilmektedir.

5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesinin

1. fıkrasında; kurumların, ilişkili kişilerle emsallere uygunluk ilkesine aykırı olarak tespit ettikleri bedel veya fiyat üzerinden

mal veya hizmet alım ya da satımında bulunması halinde,

kazanç tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılmış sayılacağı,

alım, satım, imalat ve inşaat işlemleri, kiralama ve kiraya verme işlemleri,

ödünç para alınması ve verilmesi, ikramiye, ücret ve benzeri ödemeleri gerektiren işlemlerin her hal ve şartta mal veya hizmet alım ya da satımı olarak değerlendirileceği,

2. fıkrasında ilişkili kişinin;

kurumların kendi ortakları, kurumların veya ortaklarının ilgili bulunduğu gerçek kişi veya kurum ile idaresi,

denetimi veya sermayesi bakımından doğrudan veya dolaylı olarak bağlı bulunduğu ya da

nüfuzu altında bulundurduğu gerçek kişi veya kurumlan ifade edeceği, ortakların eşleri, ortakların veya

eşlerinin üstsoy ve altsoyu ile üçüncü derece dahil yansoy hısımları ve kayın hısımlarının da ilişkili kişi sayılacağı,

3. fıkrasında emsallere uygunluk ilkesinin, ilişkili kişilerle yapılan mal veya hizmet alım ya da satımında uygulanan fiyat veya bedelin,

aralarında böyle bir ilişkinin bulunmaması durumunda oluşacak fiyat veya bedele uygun olmasını ifade edeceği,

emsallere uygunluk ilkesi doğrultusunda tespit edilen fiyat veya bedellere ilişkin hesaplamalara ait kayıt,

cetvel ve belgelerin ispat edici kâğıtlar olarak saklanmasının zorunlu olduğu belirtilmiş ve 6. fıkrasında da

tamamen veya kısmen transfer fiyatlandırması yoluyla örtülü olarak dağıtılan kazanç,

Gelir ve Kurumlar Yergisi kanunlarının uygulamasında, bu maddedeki şartların gerçekleştiği hesap döneminin

son günü itibarıyla dağıtılmış kâr payı veya dar mükellefler için ana merkeze aktarılan tutar sayılacağı düzenlenmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu‘nun 30. maddesinde re’sen vergi tarhı, vergi matrahının tamamen veya kısmen

defter kayıt ve belgelere veya kanuni ölçülere dayanılarak tespitine imkan bulunmayan hallerde

takdir komisyonları tarafından takdir edilen veya vergi incelemesi yapmaya yetkili olanlarca düzenlenmiş vergi inceleme raporlarında

belirtilen matrah veya matrah kısmı üzerinden vergi tarh olunması şeklinde tanımlanarak, re’sen takdir sebepleri bentler halinde sayılmış

6 numaralı bentte tutulması zorunlu olan defterlerin veya verilen beyannamelerin

gerçek durumu yansıtmadığına dair delil bulunması re’sen takdir nedeni olarak kabul edilmiştir.

213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 3. maddesinin (B) bendinde;

vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğu,

vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceği,

ancak vergiyi doğuran olayla ilgisi tabii ve açık bulunmayan şahit ifadesinin ispatlama vasıtası olarak kullanılamayacağı,

iktisadi, ticari ve teknik icaplara uymayan veya olayın özelliğine göre normal ve mutad olmayan bir durumun

iddia olunması halinde ispat külfetinin bunu iddia eden tarafa ait olduğu hükümlerine yer verilmiştir.

Aynı Kanunun 134. maddesinde ise vergi incelemesinden maksadın ödenmesi gereken verginin doğruluğunu araştırmak,

tespit etmek ve sağlamak olduğu hükme bağlanmıştır.

Anılan madde hükümlerinin değerlendirilmesinden, vergilendirme işlemi yapılırken,

Kanuna uygun olarak biçimlendirilen muamelelerin bu biçimselliğinin ötesine geçilerek,

muamelenin tarafları arasında oluşan maddi ve hukuki ilişkinin gerçek mahiyetinin araştırılması gerektiği sonucuna ulaşılmaktadır.

Kanun, gerçek mahiyetin ortaya çıkarılmasında yemin hariç her türlü delile izin vermiştir. Bu deliller,

tarafların ikrarı, vergiyi doğuran olayla ilişkisi doğal ve açık bulunan tanık ifadesi, muamelenin taraflarının ekonomik ve ticari konumlan,

işyerlerinin durumu, arandığında bulunup bulunamamasına ilişkin tespitlerdir.

Dosyanın incelenmesinden, davacı şirket hakkında düzenlenen 12.10.2012 tarih ve 2012-A-1964/39 sayılı vergi tekniği raporunda;

şirketin 07.06.2007 ve 20.06.2007 tarihlerinde yapılan genel kurullarında yönetim kurulu başkan ve üyelerine kişi başı

600.000,00 dolar ödeneceği yolunda karar alındığı ve bu ödemelerin yapıldığı, şirkete ait giderlerin 770 nolu genel yönetim giderleri hesabında 4.393.456,23.-TL olarak kaydedildiği,

bunun 4.035.465,00.-TL tutarındaki kısmının bu kişilere ödenen paralar olduğu,

2007 yılı kurumlar vergisi beyannamesinde şirket net karının 704.159,61.-TL olmasına karşın

toplam 4.035,465,00.-TL ücret ödemesi yapılmasının ticari icaplarla örtüşmediği,

bu ödemelerin davacı tarafından ücret olduğunun iddia edilmesine karşın bordro düzenlenmediği,

yönetim kurulu üyelerinin farklı kazançlar yönünden mükellefiyetlerinin olduğu dolayısıyla bilfiil şirkette çalışmadıkları,

bu ödemelerin ücret olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı,

transfer fiyatlandırılması yolu ile örtülü kazanç dağıtımında bulunulduğunun kabulü gerektiği,

dolayısıyla bu tutarın yönetim kuruluna bedelsiz olarak kullandırıldığı tespit edildiğinden bu borç paralar sonucu elde edilmesi gereken

toplam 773.865,76.-TL faiz üzerinden tevkifat yapılması gerekirken yapılmadığının tespit edilmesi üzerine

uyuşmazlık konusu cezalı tarhiyatın yapıldığı anlaşılmaktadır.

Olayda, inceleme elemanınca yönetim kurulu başkan ve üyelerinin şirkette bilfiil çalışıp çalışmadığına dair

herhangi bir tespit ve araştırma yapılmadığı, şirkette bu şahıslar dışında başka işçi çalışıp çalışmadığı hususunun değerlendirilmediği ve

Kurumlar Vergisi Kanununun 13. maddesinde belirtilen emsallere uygunluk ilkesi çerçevesinde herhangi bir emsal araştırması da yapılmadığı anlaşılmaktadır.

Ayrıca Vergi Mahkemesi kararında ücret bordrolarının sunulmadığı belirtilmişse de;

davacı tarafından dava dilekçesinde yönetim kurulu başkan ve üyelerine ödenen tutarlara ilişkin ücret bordrolarının da sunulduğu görülmüştür.

Bu durumda,

davacı şirketin yaptığı ödemelerin ücret ödemesi olmadığına ilişkin somut bir tespit bulunmadığından

eksik incelemeyle varsayıma dayanılarak yapılan cezalı tarhiyatta ve

davayı reddeden vergi mahkemesi kararında hukuka uyarlık bulunmamaktadır.

Açıklanan nedenlerle, temyiz isteminin kabulüne, İzmir 1. Vergi Mahkemesi’nin 20/06/2013 tarih ve E:2012/1661, K:2013/907 sayılı kararının bozulmasına,

bu karamı tebliğ tarihini izleyen 15 gün içinde kararın düzeltilmesi yolu açık olmak üzere, 09/10/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Karar Linki

SON EKLENENLER

%d blogcu bunu beğendi: