Mirasın Reddinin İptali Davası Bitlis

MİRASIN REDDİ / Mirasçılar miras bırakanın ölümü tarihinden itibaren 3 ay içerisinde mirasın reddi talebiyle Sulh Hukuk Mahkemesine başvurabilirler.

MİRASIN REDDİNİN İPTALİ / Mirasın reddinin iptaline ilişkin dava, mirası reddeden mirasçının alacaklılarının korunması amacıyla getirilmiş bir düzenlemedir. Alacaklılara olan borcunu ödemekten kaçınmak maksadı ile mirası reddeden kötü niyetli mirasçıya karşılık mirasın reddinin iptali davası açılarak alacaklılara yasal olarak borçlunun tereke payından alacaklarını alma imkanı tanınmıştır.

Mirasın reddinin iptaline ilişkin yasal düzenleme olan Türk Medeni Kanunu ilgili 617. maddesine göre,

“Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı, alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse; alacaklıları veya iflas idaresi, kendilerine yeterli bir güvence verilmediği takdirde, ret tarihinden başlayarak 6 ay içinde reddin iptali hakkında dava açabilirler.”

 

Mirasın reddinin iptal edilmesi talebiyle açılan dava hangi hallerde açılabilir?

  • Davalının, mirası kendi alacaklılarına zarar vermek amacıyla reddetmiş olması gerekir.
  • Davalının borcu için alacaklılarına yeterli bir güvence, teminat vermemiş olması ve kalan malvarlığının da borçlarını ödemeye yetmiyor olması gerekir.

 

Mirasın reddinin iptali davasını kimler açabilir?

Mirasın reddinin iptali davasını mirası reddeden mirasçının alacaklıları veya iflas daire, mirası reddeden mirasçıya karşı açabilir.

Mirasın Reddinin İptali Davası Bitlis

Mirasın reddinin iptali davası hangi mahkemede açılmalıdır?

Mirasın reddinin iptali davası, görevli ve yetkili mahkeme olarak alacaklının yerleşim yeri Asliye Hukuk Mahkemesinde açılmalıdır.

 

Mirasın reddinin iptali davası hangi süre içerisinde açılmalıdır?

Mirasın reddinin iptali davası, mirası reddeden mirasçının mirası reddettiği tarihten itibaren 6 aylık süresi içinde açılmalıdır, söz konusu 6 aylık süre hak düşürücü nitelikte olduğundan 6 ayın geçmesinden itibaren artık iptal davası açılamayacaktır.

 

YARGITAY

2. HUKUK DAİRESİ

2012/23145 E.

2013/15700 K.

05.06.2013 T.

ÖZET : Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse alacaklı; mirası ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali davası açabilir. Davalının miras bırakanının vasiyetname ile malvarlığının önemli bir kısmını mirasçılarından birisine vasiyet ettiği anlaşılmaktaysa da; önemli miktarda malvarlığının da tüm mirasçılarına intikal ettiği görülmektedir. Davacının davalı borçlunun bu taşınmazlardaki miras payını haczettirmek suretiyle alacağının kısmen veya tamamen elde edebilmesi mümkündür. Davalı borçlunun mirası reddetme sebebi olarak gösterdiği miras bırakanın edinme sebebinin ahlaka aykırılığı, alacaklısı bakımından sonuç doğurmayacağından; alacaklısına zarar vermek kastıyla mirası reddettiğinin ve bu suretle Türk Medeni Kanunu’nun 617. maddesindeki reddin iptali davası açma koşullarının mevcut olduğu kabul edilmelidir. Davanın kabulü ile davalının mirası reddinin iptaline karar verilmesi gerekir.

KARAR : Malvarlığı borcuna yetmeyen mirasçı alacaklılarına zarar vermek amacıyla mirası reddederse alacaklı; mirası ret tarihinden başlayarak altı ay içinde reddin iptali davası açabilir. Davalı mirasçının davacı tarafından icra takibine konu edilen asıl alacak olarak 30.000 TL. ve işlemiş faiz olarak 17.435 TL. olmak üzere toplam 47.435 TL. senetli borcu olduğu ve yapılan haciz işleminde borcun ödenmesinde kullanılabilecek tek malvarlığı unsurunun ailesiyle birlikte oturduğu konut olduğu anlaşılmaktadır. Bu konuta ilişkin tapu kaydına haciz konulmuş, icra dairesince satış hazırlıklarına girişilmiş, taşınmaza 82.150 TL. kıymet takdir edilmiştir. Ne var ki davalının meskeniyet şikayeti üzerine ( İİK. md. 82/12 ), icra hakimliğince taşınmazın satış bedelinden 40.000 TL. için şikayetin kabulüyle bu miktarın konut edinilmek üzere davalıya iadesine karar verilmiştir. Bu durumda, davalıya ait konutun satış bedelinden, davacı alacaklı ancak satış bedelinin 40.000 TL.’nin üzerinde kalan miktarı üzerinden alacağını tahsil imkanına sahiptir. Kaldı ki, icra takibi sonucu satışına karar verilen taşınmazların takdir edilen bedelinden daha az bir miktara ihale edilmesi de mümkündür. Bu sebeple davalı borçlunun malvarlığının borcunu ödemeye yetmeyeceği açıktır. Diğer yandan, davalının miras bırakanının vasiyetname ile malvarlığının önemli bir kısmını mirasçılarından birisine vasiyet ettiği anlaşılmaktaysa da; önemli miktarda malvarlığının da tüm mirasçılarına intikal ettiği görülmektedir. Davacının davalı borçlunun bu taşınmazlardaki miras payını haczettirmek suretiyle alacağının kısmen veya tamamen elde edebilmesi mümkündür. Davalı borçlunun mirası reddetme sebebi olarak gösterdiği miras bırakanın edinme sebebinin ahlaka aykırılığı, alacaklısı bakımından sonuç doğurmayacağından; alacaklısına zarar vermek kastıyla mirası reddettiğinin ve bu suretle Türk Medeni Kanunu’nun 617. maddesindeki reddin iptali davası açma koşullarının mevcut olduğu kabul edilmelidir. Öyleyse, davanın kabulü ile davalının mirası reddinin iptaline karar verilmesi gerekirken; yazılı şekilde karar verilmesi isabetsiz olup bozmayı gerektirmiştir.

Mirasın Reddinin İptali Davası Bitlis

Stajyer Av. DERYA MERİÇ

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere asalhukukdanismanlik@gmail.com adresine gönderebilirler.