Kıymetli Evrakta Def’iler Avukatı Bingöl

KIYMETLİ EVRAKTA DEF’İ NEDİR?

  • Def’i borçlu tarafından ileri sürülen ve borçlanılan edimin ifasından, borcun ödenmesinden kaçınmak için ileri sürülen bir haktır. Kıymetli evrakta bir hususun karşı tarafa veya herkese karşı def’i olarak ileri sürülebilmesi, borçlunun savunmalarına ilişkindir, borçlunun tüm savunmalarına ilişkin olduğundan borçlunun itirazları da bu kapsamda ele alınır ve def’i olarak ileri sürülebilir.

Kıymetli evrakta def’iler mutlak ve nispi olarak iki farklı ayrıma tabidir.

  • KIYMETLİ EVRAKTA MUTFAK DEF’İLER

SENET METNİNDEN ANLAŞILAN DEF’İLER : Kıymetli evrak olan senedin metninden anlaşılan def’iler mutlak def’ilerdendir ve borçlu bu def’ileri savunma olarak herkese karşı ileri sürülebilir ve senedin metnini tüm senet borçluları görebildiğinden tüm senet borçlularını etkiler. Senet metninden anlaşılan def’iler, senette mevcut olması zorunlu olan bir kaydın yazılmamış olması veya mevcut olmaması gereken bir kaydın yazılmış olması halinde söz konusu olabilirler.

  • Senette bulunması gereken ıslak imzanın bulunmuyor olması,
  • Senette bulunması gereken ciro zincirinin kopuk olması,
  • Senette düzenlenme tarihinin bulunmaması,
  • Senedin dayandığı üzerindeki hakkın zamanaşımına uğramış olması,
  • Senette bulunması gereken geçerlilik şartlarının eksik olması,
  • Senedin vadesinin henüz gelmemiş olması gibi birçok sebeple borçlu savunma olarak def’i ileri sürebilir ve borcu ödemekten kaçınabilir.

 

SENEDİN GEÇERSİZLİĞİNE İLİŞKİN DEF’İLER : Senedin geçersizliğine ilişkin def’iler tüm senet borçlularını kapsamaz, çünkü söz konusu geçersizlik konusunda yalnızca ilgilisi bilgi sahibidir. Bu nedenle borçlulardan birinin borcun ödenmesinden kaçınmak amacıyla senede ilişkin def’i ileri sürmesi halinde geçersizlik yalnızca ileri süren borçlu için hüküm ifade eder.

  • Senedi imzalayan kişinin ehliyetsiz olması,
  • Senedi imzalayan kişiye karşı korkutma veya cebir kullanılma sonucu kişinin senede imza atmış olması,
  • Senede atılan imzanın sahte olması,
  • Senede atılan imzanın temsil yetkisi bulunmadan atılmış olması gibi birçok sebeple borçlu savunma olarak def’i ileri sürebilir.

Kıymetli Evrakta Def’iler Avukatı Bingöl

  • KIYMETLİ EVRAKTA NİSPİ DEF’İLER

NİSPİ (KİŞİSEL) DEF’İLER : Kişisel def’iler borçlu ile belirli bir alacaklı arasındaki kişisel hukuki ilişkiden doğar ve borçlu tarafından yalnızca bu alacaklıya karşı ileri sürülebilir. Kişisel defiler alacaklı ile borçlu arasında senet yapılmasına sebebiyet veren hukuki ilişkiden “satış sözleşmesi, kira sözleşmesi gibi” kaynaklanabilir.

  • Senedin yapılmasına sebebiyet veren temel ilişkinin ifa edilmemiş olması halinde ödemezlik def’i ileri sürülebilir.
  • Alacaklı ile borçlu arasındaki satış ilişkisi çerçevesinde satın alınan malın ayıplı olması halinde ayıba ilişkin kişisel def’i ileri sürülebilir.
  • Senedin teminat için verilmiş olması halinde teminata ilişkin kişisel def’i ileri sürülebilmesi gibi birçok hukuki ilişki sebebiyle borçlu tarafından alacaklıya karşı kişisel def’iler ileri sürülebilir.

Kişisel def’iler kural olarak hukuki ilişkinin tarafları olan alacaklı ve borçlu arasında hüküm ifade eder ve borçlu tarafından alacaklıya karşı ileri sürülebilirken bazı istisnai hallerde üçüncü kişilere karşı da ileri sürülebilirler.

  • Senet nama yazılı bir senet ise ve alacağın temliki yoluyla devredilmişse borçlu kişisel def’ileri senedi devralan üçüncü kişiye, yeni alacaklıya karşı da ileri sürebilecektir.
  • Senet emre ya da hamiline yazılı bir senet ise ve hamil senedi iktisap ederken bilerek, kasıtlı olarak borçlunun aleyhine zararına olacak şekilde davranmışsa borçlu kişisel def’ileri senedin son hamiline karşı da ileri sürebilecektir.

 

Kıymetli Evrakta Def’iler Avukatı Bingöl

Hukuk Genel Kurulu

2017/341 E.

2020/374 K.

MAHKEMESİ : İcra Hukuk Mahkemesi

6762 sayılı TTK’nun 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 sayılı TTK’nun 599. maddesinde “Poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; meğer ki, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun” hükmü öngörülmüştür. Alacaklının takibine dayanak yaptığı senet, kambiyo senedi (bono, poliçe ve çek) niteliğinde olmadığı hâlde, icra müdürü takip talebini kabul ederek borçluya kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluna ilişkin ödeme emri gönderirse, beş gün içinde icra mahkemesine şikâyette bulunarak, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takibin iptalini sağlayabilir (İİK m. 168/3, 170a,I). Bu nedenle icra müdürü, alacaklının takip konusu yaptığı belgenin kambiyo senedi olup olmadığını incelemekle yükümlüdür (İİK m. 168/I). İcra müdürü, alacaklının dayandığı senedin kambiyo senedi olmadığı kanısına varırsa, takip talebini reddetmelidir; reddetmezse, kambiyo senetlerine mahsus takip, şikâyet (İİK m. 168/3, m. 170a,I) üzerine veya resen (İİK m. 170a, II) icra mahkemesi tarafından iptal edilir. Ayrıca takip talebini alan icra müdürü, alacaklının kambiyo hukuku mucibince takip hakkına sahip bulunup bulunmadığını da incelemek zorundadır (İİK. m. 170a,II) sayılı kararlarında da benimsenmiştir.

Somut olayda takip konusu senedin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı ve alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunduğu anlaşılmaktadır. Diğer taraftan 6762 sayılı TTK’nın 690. maddesinin yollamasıyla bonolarda da uygulama yeri olan 6762 sayılı TTK’nın 599. maddesi uyarınca poliçeden dolayı kendisine müracaat olunan kimse keşideci veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya mevcut olan münasebetlere dayanan def’ileri müracaatta bulunan hamile karşı ileri süremez; ancak, hamil poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olması hâlinde bu def’iler ileri sürebilecektir.

Dosya kapsamına göre, takip alacaklısının 6762 sayılı TTK’nın 599. maddesi hükmü uyarınca kötü niyetli olduğu iddia ve ispat edilmediği gibi, senet metninde de tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmamaktadır. Ayrıca icra mahkemesinin dar yetkili bir mahkeme olması, borçlunun senet lehtarı ve cirantası olması da gözetilerek, TKHK’nın 6/A maddesi gereğince senedin nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını hamile karşı ileri sürmesi 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK)’nun 2. maddesi kapsamındaki çelişkili davranış yasağını oluşturur ki, böyle bir davranış hukuken korunamaz. Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında ve yukarıda belirtilen ilâve gerekçe ve nedenlerle bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

 

19. Hukuk Dairesi         

2018/2804 E.

2020/489 K.

MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi

– K A R A R –
Davacı vekili, davacı şirkete, lehtarı dava dışı … Orman Ürünleri Madencilik Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. olan, 05/09/2016 vade tarihli, 32.595,00 TL bedelli, 29/09/2016 vade tarihli, 25.100,00 TL bedelli, 29/09/2016 vade tarihli, 28.100,00 TL bedelli keşidecisi davacı olan 3 adet bono için davalı banka tarafından 23/03/2016 ve 18/04/2016 tarihli ihbarnameler gönderilmesi ile bonolardan haberdar olduklarını, yaptıkları araştırmaya göre senetlerin davacı şirket tarafından keşide edilmediğini, senet altındaki imzaların davacı şirket yetkililerine ait olmadığını belirterek davacı şirket tarafından keşide edilmeyen senetlerden dolayı borçlu olunmadığının tespitine, senetlerin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalı bankanın senetleri dava dışı müşterisine verdiği kredinin teminatı olarak hukuka uygun bir şekilde teslim aldığını, senetlerdeki imzanın davacılara ait olmadığı def’inin kendilerine karşı ileri sürülemeyeceğini, davalının senetlerdeki imzaların sahteliğini araştırma yükümlülüğü bulunmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, yapılan yargılama ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacı tarafından düzenlendiği ileri sürülen bonolardaki imzanın davacının yetkili temsilcisine ait olmadığının tespit edildiği, her ne kadar davalı banka teminat iddiasında bulunmuş ise de teminat sebebiyle bedelsizliğin şahsi def’i olup taraflar arasında sonuç doğuracağı ancak imza inkarının mutlak def’i olup herkese karşı ileri sürüleceği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Bölge adliye mahkemesince, ilk derece mahkemesince grafoloji uzmanı bilirkişiden alınan raporuna göre dava konusu bonoların ön yüzlerinde şirket adına atılan imzaların şirket yetkililerinin el ürünü olmadığının anlaşıldığı, imza inkarının kıymetli evrakı elinde bulunduran herkese karşı ileri sürülebilen mutlak def’i niteliğinde olduğu, bu hususta hamil ve cirantaların iyi niyet iddiasının dinlenemeyeceği gerekçesi ile davalının istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dosyadaki yazılara kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin yerinde görülmeyen bütün temyiz itirazlarının reddiyle muhakeme hukukuna ve maddi hukuka uygun bulunan hükmün ONANMASINA karar verilmiştir.

Kıymetli Evrakta Def’iler Avukatı Bingöl

Stajyer Derya MERİÇ

Makale Yazarlığı İçin

Avukat veya akademisyenler hukuk makalelerini özgeçmişleri ile birlikte yayımlanmak üzere asalhukukdanismanlik@gmail.com adresine gönderebilirler.